ÜŞÜMEK ÜCRETSİZ
Yılın son günü. Mevsim kış.
Gökyüzü, üzerine dökülen tüm neşeyi silmiş, yarım kalmış bir rüya gibi solgun ve dilsizdi.
Ağaçlar çıplak
, rüzgâr dallarda eski bir ağıt gibi geziniyor.
Sokak lambaları daha erken yanıyor artık, gün kısa, gece sabırsız.
Beton ıslak, kaldırımlar donuk.
Her adımda ayakkabının altına yapışan bir hüzün, bir boşluk.
Evler içeriden ışıklı ama dışarıdan soğuk, her pencere ardında bir battaniye, bir sessizlik, bir umut kırıntısı var.
Bacalar tütüyor ama dumanlar bile üşüyor gibi.
Simitçi tezgâhında ellerini ovuşturuyor, çayın buharı havada hemen kayboluyor.
Kalın kabanlar, atkılar, çift çoraplar da yetmiyor bazen—soğuk, insanın içine değil, ta içliğine işliyor.
Ve sokakta yürürken herkes biraz daha içine kapanmış, biraz daha omuzları düşük.
Yılın son günü...
Sanki zaman bile üşüyor…
Sabahın ilk ışıklarıyla fırının önüne vardım. Hava ayazdı ama içeriden gelen taze ekmek kokusu insanın içini ısıtıyordu. O sırada, kapının eşiğinde duran, omuzları hayatın yüküyle hafifçe bükülmüş ihtiyar bir amca gördüm.
Fırıncıyla göz göze geldiler.
İhtiyar Adam fısıldar gibi: "Evlat, ekmek..." dedi. Kelimelerin gerisi boğazında düğümlendi.
Fırıncı, amcanın avucundaki boşluğu hemen fark etti. Tebessümle, "Var amca," dedi. "Tam zamanında geldin, buğusu üstünde, yeni çıktılar."
Amca suskundu. Bakışları tezgâhtaki ekmeklere takıldı ama eli cebine gitmedi. Fırıncı, tezgâhın altından bir defter çıkardı: "Biliyorum amca, hayat bazen yokuş olur. Ama merak etme, bu sabahı ‘’gönül defterine’’ yazıyorum. Yarın elbet güneş başka türlü doğar."
İhtiyar amca acı bir tebessümle sordu: "Yarın mı? Ama evlat, yarın da gelecek... O zaman ne olacak?"
Fırıncı, ekmeği özenle kâğıda sarıp amcanın ellerine bırakırken gözlerinin içine baktı: "Sabret amca. Hayat bazen en sert fırtınasını, en sessiz limanlarda dindirir. Biz bugün buradayız, yanındayız. Yarın gelince, onu da o günün iyiliğiyle karşılarız."
Amcanın gözleri doldu. "Teşekkür ederim evlat," dedi. "İnsanlık, ekmekten daha çok doyuruyor ruhu."
O an anladım: Vicdan, ekonominin bittiği yerde başlayan o muazzam zenginlikti.
Kışın kristal soğuğunda, eskiyen yıla veda edip yeni başlangıçların sıcaklığına kucak açtığımız senenin o en büyülü eşiğine geldik. Yine de umut dolu ve ışıltılı…

