Maden Mühendisleri Odası'ndan üretimin durdurulmasına ilk tepki

Zonguldak 14.01.2026 - 13:36, Güncelleme: 14.01.2026 - 13:36 446 kez okundu.
 

Maden Mühendisleri Odası'ndan üretimin durdurulmasına ilk tepki

Maden Mühendisleri Odası'ndan üretimin durdurulmasına ilk tepki

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, TTK ile ilgili açıklamasında "Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır" dedi.   Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, TTK ile ilgili açıklamasında "Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır" dedi. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48'inci Dönem Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Erdoğan Kaymakçı, Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) 3 müesseseye bağlı 4 maden ocağında üretimin durdurulması ile ilgili açıklama yaptı.     Erdoğan Kaymakçı'nın TTK ile ilgili yaptığı açıklaması şöyle: "Türkiye Taşkömürü Kurumu; Emekle Yoğrulmuş Bir Değer Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Cumhuriyetimizin erken dönemlerinden bugüne kadar, ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamada ve sanayisine kömürle hayat vermede öncü bir rol üstlenmiştir. Zonguldak ve çevresinde binlerce madencinin alın teriyle yürütülen bu faaliyetler, yalnızca bir üretim hikâyesi değil, aynı zamanda fedakârlık ve ülke sevgisinin de bir sembolüdür. TTK, yıllardır süregelen deneyimi, kurumsal yapısı ve kömür madenciliğinde geliştirdiği bilgi birikimi ile Türk Sanayisi’nin ve yeraltı kömür madenciliğinin gizli kahramanı, lokomotifi olmuştur. Sanayinin kalbi olan madencilik sektörü, her zaman yüksek risk barındıran bir alandır. Bu nedenle güvenlik, en az üretim kadar önemlidir. 2025 Mayıs ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından TTK’nın aynı ocaklarında tespit ettiği eksiklikler sonucu iş durdurma kararının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından “yorum farklılığı!” nedeniyle askıya alındığı bilinmektedir.!!! Bu durum tek başına teknik bir sorundan kaynaklanmıyor. Olayın siyasi, sosyal, teknik ve mesleki boyutlarının da düşünülmesi gerekiyor. Bir yönetim krizi ve yönetilememe sorunu olduğu apaçık ortada. Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır. Bu mevzuat böyle kaldığı sürece benzer durumlar gelecekte de devam edecektir. Sadece müfettişleri hedef tahtasına koyarak da sorumluluktan kaçınmak çare olamaz. O zaman Mayıs 2025’ten itibaren TTK tarafından ne yapıldığı sorusu karşımıza çıkar. Mayıs 2025’in üzerinden yaklaşık 8 ay geçmiş olmasına rağmen, o günkü eksikliklerle ilgili nelerin yapıldığının açıklanması gerekiyor. Enerji Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, TTK ve GMİS bir araya geldiler Mayıs 2025’de alınan bu karar kaldırıldı. Taraflar arasında nasıl bir anlaşmaya varıldı bilmiyoruz. Böyle yollara başvurulması yerine “mevzuat”ın dilinden kaynaklanan sorunların giderilmesi gerekmektedir. Meslek Odamız sürece yönelik 23 Haziran 2025 tarih, 22 No’ lu 2 inci kararı gereği Üniversite, Sendika, TTK, Baro, TSO temsilcileri ile Maden Komisyonu üyelerimizi bir araya getirecek şekilde “Mevzuat Komisyonu” kurulması yönünde karar almış, ilgili kurumlara yazı yazılarak komisyon oluşturulmuş ve 6 adet toplantı gerçekleştirmiştir. 9 Ocak 2026 tarihinde Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin denetim sonunda aldığı karar, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun belirli müesseselerinde üretimin geçici olarak durmasına neden olmuştur. Bu tür kararlar ilk bakışta “üretimin sekteye uğraması” olarak görülse de, esasen işçilerin can güvenliğini koruma amacını taşır. Çünkü hiçbir üretim, bir insanın hayatından değerli değildir. Bu süreçte, işçilerin yaşadığı maddi ve manevi zorluklar da görmezden gelinmemelidir. Üretim durduğunda, birçok maden emekçisi belirsizlik içinde kalacak; geçici gelir azalmaları, sosyal endişeler ve gelecek kaygısı yaşanacaktır. Bu durum, maden ocaklarının sadece ekonomik değil, sosyal bir ekosistem olduğunu bir kez daha göstermektedir. İşte bu noktada hem TTK yönetimine hem de devlete büyük bir görev düşmektedir. Denetimler sonucu alınan kararların ardından işçilere yönelik geçici gelir desteği, iyileştirme, psikolojik destek ve teknik eğitim programları gibi önlemlerle, bu dönemin olası olumsuz etkileri azaltılabilir. Bu aşamada yapılması gereken şudur; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından verilen iş durdurma kararı, madencilerin can güvenliği için alınmış olsa da, bu aşama aynı zamanda Türkiye Taşkömürü Kurumu için yapısal iyileştirme fırsatlarını da beraberinde getirmiştir. Denetimlerde belirlenen eksikliklerin tespit edilmesi kadar, bu eksikliklerin en kısa sürede giderilmesi ve üretimin güvenli koşullar altında yeniden başlaması da büyük önem taşımaktadır. TTK yönetimi bu süreçte; mühendislik, iş güvenliği ve üretim birimlerinin eş güdüm içinde çalışarak, müfettiş raporlarında yer alan eksiklikleri hızla gidermeli, gerekli teknik düzenlemeleri vakit kaybetmeden uygulamalıdır. Bunun yanında, “işin acil durdurulmasını gerektiren durumlar” arasında değerlendirilen başlıklarda bir yanılgı veya hatalı kanaat söz konusuysa, bu maddelerin hukuki ve teknik çerçevede yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu hem kurumun itibarını koruyacak hem de denetim süreçlerinin daha adil ve tarafsız yürütülmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca 2013 yılı Mart ayında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren İşyerlerinde İşin Acil Durdurulmasına Dair Yönetmeliğe 2016 yılı Şubat ayında yapılan değişiklikle yayınlanarak yürürlüğe giren İşin “Acil Durdurulmasını Gerektiren Durumlar” (Ek 1 Maddesi) dikkate alındığında akla şu durum gelmektedir. 2016 yılının Şubat ayından beri yürürlülükte olan bu mevzuatın şu an itibarı ile ciddiye alınması maden facialarında gerçek sorumluların değil de sadece günah keçisi ilan edilen meslektaşlarımıza çıkarıldığı da unutulmamalıdır. Adalet sistemindeki bu adaletsizlik! Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin dâhil tüm meslektaşlarımızın algısını da değiştirmiş olabilir. Temel amaç; üretimi durdurmak değil, üretimi güvenli hale getirmektir. Bu nedenle TTK’nın öncelikli hedefi, madencilerin sağlığını korurken üretim sürekliliğini sağlayacak çözümler üretmek olmalıdır. Gereksiz iş kayıplarının önüne geçilmesi, doğru risk analizlerinin yapılması ve denetim süreçlerinde iletişimin güçlendirilmesi, bu dönemde en kritik adımlardır. Kısacası, bu süreç TTK için bir kriz değil, kurumsal gelişim ve güvenlik standartlarını yükseltme fırsatıdır. Eksiklerin hızla giderilmesi ve “hatalı mevzuatın” düzeltilmesiyle birlikte, hem madencilerin hem de kamuoyunun güveni yeniden sağlanacaktır. Öncelikle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan ve basına yansıyan denetim raporunun, teknik yönleri ve kamu güvenliği açısından sonuçları ile birlikte şeffaf biçimde paylaşılması, kamu idarelerinin ve ilgili kurumların ortak sorumluluğudur. Bu süreçte yalnızca teknik iyileştirmelerin değil, karar alma ve bilgi paylaşma mekanizmalarının da sağlıklı işlemesi gerekmektedir. Madencilik faaliyetleri; havalandırma, su tahliyesi, insan ve malzeme nakli gibi kritik sistemlerin kesintisiz çalışmasını zorunlu kılan, yüksek riskli mühendislik süreçleridir. Bu nedenle yedek enerji kaynakları ve acil durum senaryoları gibi unsurlar, tercihe bağlı değil, güvenli işletmeciliğin ayrılmaz parçasıdır. Bu alanda ortaya konulan her tespit; kurumları suçlamak için değil, riskleri azaltmak ve can güvenliğini güçlendirmek amacıyla ele alınmalıdır. Zonguldak havzasında yüz yılı aşkın bir birikimle yürütülen madencilik faaliyetlerinin, insan hayatını önceleyen, mühendislik standartlarıyla uyumlu ve kurumsal sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi mümkündür. Bu bağlamda, tartışmayı kişiselleştiren ve kurumları karşı karşıya getiren bir dil yerine; çözüm üretmeye odaklanan, bilimsel ve toplumsal sorumluluğu önceleyen bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulamak gerekir. Maden Mühendisleri Odası; sürece meslek örgütlerinin, sendikaların ve akademik çevrelerin dâhil edilmesini, kamuoyunun doğru ve bütünlüklü bilgiye erişiminin sağlanmasını önemsemektedir. Mühendislik bilim ve tekniği gereği ve kamusal sorumluluğunun bilinciyle, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı işletmelerde sürdürülen üretimin iş sağlığı ve güvenliği önceliği temelinde yürütülmesini hayati bir zorunluluk olarak görmektedir. Yönetmelik hazırlanma sürecinde, başta ilgili kamu kurumları olmak üzere meslek odaları, sendikalar, akademik çevreler ve sahada görev yapan uzmanların katılımının sağlanması, hem bilimsel temellere dayalı hem de uygulamada karşılığı olan bir düzenleme yapılabilmesi önemsemektedir. Meslek odamız, teknik bilgi ve uzmanlığını kamunun hizmetine sunmaya, gerekli görülen her platformda katkı vermeye hazırdır. Asıl önceliğimiz; madencilerin sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarında üretim yapabilmesi, Zonguldak’ın ve ülkemizin madencilik kültürünün güvenle geleceğe taşınmasıdır."
Maden Mühendisleri Odası'ndan üretimin durdurulmasına ilk tepki

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, TTK ile ilgili açıklamasında "Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır" dedi.

 

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, TTK ile ilgili açıklamasında "Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır" dedi.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 48'inci Dönem Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Erdoğan Kaymakçı, Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) 3 müesseseye bağlı 4 maden ocağında üretimin durdurulması ile ilgili açıklama yaptı.

 

 

Erdoğan Kaymakçı'nın TTK ile ilgili yaptığı açıklaması şöyle:
"Türkiye Taşkömürü Kurumu; Emekle Yoğrulmuş Bir Değer Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Cumhuriyetimizin erken dönemlerinden bugüne kadar, ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamada ve sanayisine kömürle hayat vermede öncü bir rol üstlenmiştir. Zonguldak ve çevresinde binlerce madencinin alın teriyle yürütülen bu faaliyetler, yalnızca bir üretim hikâyesi değil, aynı zamanda fedakârlık ve ülke sevgisinin de bir sembolüdür. TTK, yıllardır süregelen deneyimi, kurumsal yapısı ve kömür madenciliğinde geliştirdiği bilgi birikimi ile Türk Sanayisi’nin ve yeraltı kömür madenciliğinin gizli kahramanı, lokomotifi olmuştur.
Sanayinin kalbi olan madencilik sektörü, her zaman yüksek risk barındıran bir alandır. Bu nedenle güvenlik, en az üretim kadar önemlidir. 2025 Mayıs ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından TTK’nın aynı ocaklarında tespit ettiği eksiklikler sonucu iş durdurma kararının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından “yorum farklılığı!” nedeniyle askıya alındığı bilinmektedir.!!! Bu durum tek başına teknik bir sorundan kaynaklanmıyor. Olayın siyasi, sosyal, teknik ve mesleki boyutlarının da düşünülmesi gerekiyor. Bir yönetim krizi ve yönetilememe sorunu olduğu apaçık ortada. Kök neden ise mevzuata dayanıyor. Böyle bir mevzuat olduğu sürece bu tür sorunlar sürekli yaşanacak ve TTK’da iş acil olarak durdurulacaksa eğer Türkiye’de çalışacak maden ocağı kalmayacaktır. Bu mevzuat böyle kaldığı sürece benzer durumlar gelecekte de devam edecektir. Sadece müfettişleri hedef tahtasına koyarak da sorumluluktan kaçınmak çare olamaz. O zaman Mayıs 2025’ten itibaren TTK tarafından ne yapıldığı sorusu karşımıza çıkar. Mayıs 2025’in üzerinden yaklaşık 8 ay geçmiş olmasına rağmen, o günkü eksikliklerle ilgili nelerin yapıldığının açıklanması gerekiyor. Enerji Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı, TTK ve GMİS bir araya geldiler Mayıs 2025’de alınan bu karar kaldırıldı. Taraflar arasında nasıl bir anlaşmaya varıldı bilmiyoruz. Böyle yollara başvurulması yerine “mevzuat”ın dilinden kaynaklanan sorunların giderilmesi gerekmektedir.
Meslek Odamız sürece yönelik 23 Haziran 2025 tarih, 22 No’ lu 2 inci kararı gereği Üniversite, Sendika, TTK, Baro, TSO temsilcileri ile Maden Komisyonu üyelerimizi bir araya getirecek şekilde “Mevzuat Komisyonu” kurulması yönünde karar almış, ilgili kurumlara yazı yazılarak komisyon oluşturulmuş ve 6 adet toplantı gerçekleştirmiştir.
9 Ocak 2026 tarihinde Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin denetim sonunda aldığı karar, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun belirli müesseselerinde üretimin geçici olarak durmasına neden olmuştur. Bu tür kararlar ilk bakışta “üretimin sekteye uğraması” olarak görülse de, esasen işçilerin can güvenliğini koruma amacını taşır. Çünkü hiçbir üretim, bir insanın hayatından değerli değildir.
Bu süreçte, işçilerin yaşadığı maddi ve manevi zorluklar da görmezden gelinmemelidir. Üretim durduğunda, birçok maden emekçisi belirsizlik içinde kalacak; geçici gelir azalmaları, sosyal endişeler ve gelecek kaygısı yaşanacaktır. Bu durum, maden ocaklarının sadece ekonomik değil, sosyal bir ekosistem olduğunu bir kez daha göstermektedir. İşte bu noktada hem TTK yönetimine hem de devlete büyük bir görev düşmektedir. Denetimler sonucu alınan kararların ardından işçilere yönelik geçici gelir desteği, iyileştirme, psikolojik destek ve teknik eğitim programları gibi önlemlerle, bu dönemin olası olumsuz etkileri azaltılabilir.
Bu aşamada yapılması gereken şudur; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından verilen iş durdurma kararı, madencilerin can güvenliği için alınmış olsa da, bu aşama aynı zamanda Türkiye Taşkömürü Kurumu için yapısal iyileştirme fırsatlarını da beraberinde getirmiştir. Denetimlerde belirlenen eksikliklerin tespit edilmesi kadar, bu eksikliklerin en kısa sürede giderilmesi ve üretimin güvenli koşullar altında yeniden başlaması da büyük önem taşımaktadır.
TTK yönetimi bu süreçte; mühendislik, iş güvenliği ve üretim birimlerinin eş güdüm içinde çalışarak, müfettiş raporlarında yer alan eksiklikleri hızla gidermeli, gerekli teknik düzenlemeleri vakit kaybetmeden uygulamalıdır. Bunun yanında, “işin acil durdurulmasını gerektiren durumlar” arasında değerlendirilen başlıklarda bir yanılgı veya hatalı kanaat söz konusuysa, bu maddelerin hukuki ve teknik çerçevede yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu hem kurumun itibarını koruyacak hem de denetim süreçlerinin daha adil ve tarafsız yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
Ayrıca 2013 yılı Mart ayında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren İşyerlerinde İşin Acil Durdurulmasına Dair Yönetmeliğe 2016 yılı Şubat ayında yapılan değişiklikle yayınlanarak yürürlüğe giren İşin “Acil Durdurulmasını Gerektiren Durumlar” (Ek 1 Maddesi) dikkate alındığında akla şu durum gelmektedir. 2016 yılının Şubat ayından beri yürürlülükte olan bu mevzuatın şu an itibarı ile ciddiye alınması maden facialarında gerçek sorumluların değil de sadece günah keçisi ilan edilen meslektaşlarımıza çıkarıldığı da unutulmamalıdır. Adalet sistemindeki bu adaletsizlik! Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin dâhil tüm meslektaşlarımızın algısını da değiştirmiş olabilir.
Temel amaç; üretimi durdurmak değil, üretimi güvenli hale getirmektir. Bu nedenle TTK’nın öncelikli hedefi, madencilerin sağlığını korurken üretim sürekliliğini sağlayacak çözümler üretmek olmalıdır. Gereksiz iş kayıplarının önüne geçilmesi, doğru risk analizlerinin yapılması ve denetim süreçlerinde iletişimin güçlendirilmesi, bu dönemde en kritik adımlardır.
Kısacası, bu süreç TTK için bir kriz değil, kurumsal gelişim ve güvenlik standartlarını yükseltme fırsatıdır. Eksiklerin hızla giderilmesi ve “hatalı mevzuatın” düzeltilmesiyle birlikte, hem madencilerin hem de kamuoyunun güveni yeniden sağlanacaktır.
Öncelikle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan ve basına yansıyan denetim raporunun, teknik yönleri ve kamu güvenliği açısından sonuçları ile birlikte şeffaf biçimde paylaşılması, kamu idarelerinin ve ilgili kurumların ortak sorumluluğudur. Bu süreçte yalnızca teknik iyileştirmelerin değil, karar alma ve bilgi paylaşma mekanizmalarının da sağlıklı işlemesi gerekmektedir.
Madencilik faaliyetleri; havalandırma, su tahliyesi, insan ve malzeme nakli gibi kritik sistemlerin kesintisiz çalışmasını zorunlu kılan, yüksek riskli mühendislik süreçleridir. Bu nedenle yedek enerji kaynakları ve acil durum senaryoları gibi unsurlar, tercihe bağlı değil, güvenli işletmeciliğin ayrılmaz parçasıdır. Bu alanda ortaya konulan her tespit; kurumları suçlamak için değil, riskleri azaltmak ve can güvenliğini güçlendirmek amacıyla ele alınmalıdır.
Zonguldak havzasında yüz yılı aşkın bir birikimle yürütülen madencilik faaliyetlerinin, insan hayatını önceleyen, mühendislik standartlarıyla uyumlu ve kurumsal sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi mümkündür. Bu bağlamda, tartışmayı kişiselleştiren ve kurumları karşı karşıya getiren bir dil yerine; çözüm üretmeye odaklanan, bilimsel ve toplumsal sorumluluğu önceleyen bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulamak gerekir.
Maden Mühendisleri Odası; sürece meslek örgütlerinin, sendikaların ve akademik çevrelerin dâhil edilmesini, kamuoyunun doğru ve bütünlüklü bilgiye erişiminin sağlanmasını önemsemektedir. Mühendislik bilim ve tekniği gereği ve kamusal sorumluluğunun bilinciyle, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı işletmelerde sürdürülen üretimin iş sağlığı ve güvenliği önceliği temelinde yürütülmesini hayati bir zorunluluk olarak görmektedir. Yönetmelik hazırlanma sürecinde, başta ilgili kamu kurumları olmak üzere meslek odaları, sendikalar, akademik çevreler ve sahada görev yapan uzmanların katılımının sağlanması, hem bilimsel temellere dayalı hem de uygulamada karşılığı olan bir düzenleme yapılabilmesi önemsemektedir.
Meslek odamız, teknik bilgi ve uzmanlığını kamunun hizmetine sunmaya, gerekli görülen her platformda katkı vermeye hazırdır. Asıl önceliğimiz; madencilerin sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarında üretim yapabilmesi, Zonguldak’ın ve ülkemizin madencilik kültürünün güvenle geleceğe taşınmasıdır."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karar67.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.