Her şey elden gidiyor farkında mısınız? / Hasan Amcayı unutmayalım

HER ŞEY ELDEN GİDİYOR FARKINDA MISINIZ?

Sağlığımızdan tutunda örf ve adetlerimiz elden gidiyor.
Farkın damısınız?
Yoksa göz göre göre eyvallah mı dedik?
Marşal yardımları adı altında bir çok şeyi bizlere ilkokul zamanları yedirdiler.
Sabahları okul gittiğimizde o iğrenç süt tozundan yapılmış sütü zorla bizlere içirdiler.
İçmemek için elimden geleni yapardım ama nafile.
Dayak korkusu sütü içmemize neden olurdu.
O sütten öğretmenlerin içtiğini hiç görmedim.
Aralarında konuşurken duydum "o iğrenç sütü bu çocuklar nasıl içiyor" diye.
Bunun yanında un katı yağ verilip evden pasta kek yapılmasını isterlerdi.
Ne yapsın anamız mecburen yapıp çantamıza koyup okula yollardı.
Kimsede yemezdi okulda bu pasta ve kekleri.
Çoğunluğu çöpe giderdi.
Bizim kuşağın çoğunluğu bu gıdaları yedi.
Benim yaşıma gelenler ya hasta yada daha önce hastalanıp öldüler.
Sağlığımızı elimizden aldılar.
Amerika neden bu gıdaları bizlere versin durup dururken?
Hala bu soruyu sorguluyorum.
Nakit kredi verdi Türkiye ye.
Üçte biri geri ödemeli üçte ikisi hibe.
Çoğunluğu çiftçiye.
Bununla traktör alsın tarımda kalkınma sağlansın diye.
Ama traktör ve bunun yedek parçaları Amerika'dan almak şartıyla.
Modern bir Türkiye yaratmak istemişler güya.
Biz tarımda kendimize yetip artırıyorduk.
Fazlası ihraç yapılıyordu.
Hayvancılık had safhadaydı.
Ahırımda hiç hayvanım yok diyenin en az beş on büyük baş hayvanı vardı.
Küçük baş hayvan sayısı çok mu çoktu.
Bizim çocukluğumuzda köyümüzde küçük baş hayvan sürüsü çoktu.
Zamanla onlarda kesildi satıldı.
Yani tarımda modern olacağız derken tarım ve hayvancılığı ortadan kaldırdılar.
Köylerde köylü kalmadı.
Kalanlarda şehirleştiler.
Belki üç beş aile hala tarım ve hayvancılık yapmaya çalışıyor.
Bununla birlikte büyüklerimizi tanımaz küçüklerimizi sevmez olduk.
Örf ve adetlerimiz arada kaybolup gitti.
Ortada kendini bilmez durumda kaldık.
Allah daha da beterinden saklasın.
Amin.

HASAN AMCAYI UNUTMAYALIM

Ontemmuz mahallesindeki tomruk atölyesinde çalışıyorum.
Yaşım on altı on yedi gibi.
Bizim patron atölyenin dışındaki bir odayı Hasan amcaya verdi.
Kira almadı ondan.
Hasan amcayı patron çok severdi.
Ona dükkanı kurarken de çok yardımcı oldu.
Hasan amca dükkanı kurup satışlara başladı.
Mahallede sirke diye bir arkadaş vardı.
Hasan amcaya çok takılırdı.
Hele namaz kılarken kafasından fesini alıp kaçardı.
Tabi ki Hasan amca çok kızar etmediği küfür kalmazdı.
Yine bir gün namaz kılarken sirke geldi tam fesini alacakken Hasan amca bunu yakaladı.
Güzelce dövdü.
Sirke yemin etti bir daha Hasan amcaya takılmamak için.
Hasan Çolak ufak tefek bir adamdı.
Hanımı onun iki üç katı vardı.
Osmanlı kadın derlerdi o çevrede ona.
Hasan amca kimseden korkmaz ama karısı hariç.
Tek ondan korkardı.
İkisi de çok tatlı insanlardı.
Onların kaç çocuğu 0lduğunu bilmiyorum.
Sadece Kibar Çolak ve zalim Osman'ı tanırdım.
Hasan Amca hanımı ve oğlu Kibar Çolak ağabey vefat etti.
Allah mekanlarını cennet eylesin.
Zalim Osman hayatta Allah ona da sağlık sıhhat ve uzun ömür versin.
Hasan Amcayı ve Kibar ağabeyi gelecek günlerde yeniden yazacağım.
Onlarla yaşadığım tatlı anıları anlatacağım.
Kalın sağlıcakla.